Bölüm 2 Günahtan ve günahın gücünden tamamen kurtulmak

Charles Henry Mackintosh

İsa Mesih’in yeterliliği

Şimdiye kadar Mesih’in işini günahlarımızın bağışlanma yanıyla uğraştık. Ve okucuyu bu çok önemli noktada tamamen açıklık bulmuş ve yerleşmiş olduğunu ciddiyen umut ediyoruz. Öyle olması kesinlikle onun mutluluk getiren ayrıcalığıdır, tabii ki Tanrı söylediklerini yapacağına iman ederse. “Nitekim Mesih de bizleri Tanrı’ya ulaştırmak amacıyla doğru kişi olarak doğru olmayanlar için günah sunusu olarak ilk ve son kez öldü (1.Pe.3:18). Peki Mesih bizim günahlarımız için acı çektiyse, biz o günahların yükünden sonsuza dek kurtulma bereketini bilmemiz gerekmez mi? Mesih’in acı çektiği kişinin sürekli kölelik içinde, günahlarının zincirleriyle bağlı olarak, her hafta, her ay ve her sene günahların yükünü artık taşıyamayacağını bağırarak yaşaması Tanrı’nın istemine ve yüreğinin sevgisine uygun olduğunu düşünebilir miyiz? Bu tür sözler bir Hıristiyan için doğru ve uygunsa, peki o zaman Mesih bizim için ne yaptı? Mesih bizim günahlarımızı ortadan kaldırdıysa, biz o günahlara zincirle bağlı olduğumuzu düşünmemiz doğru olabilir mi? O bizim günahlarımızın ağır yükünü taşıdıysa, biz o günahların dayanılmaz ağırlığı altında ezilmemiz doğru olabilir mi?

Bazıları bize, günahlarımızın affedildiğini bilmek mümkün olmadığını inandırmak ister. Yaşamımızın sonuna kadar bu hayati ve önemli soruyla tam bir belirsizlik içinde devam etmemizi söylerler. Eğer bu doğru olsaydı, Tanrı'nın lütfunu açıklayan değerli Müjdesine - kurtuluş getiren sevindirici haberin ne anlamı olurdu? Bu berbat öğreti göz önüne alındığında, Antakya sinagogunda mübarek elçi Pavlus'un şu söylediği parlayan sözleri ne anlam taşır? “Dolayısıyla kardeşler, şunu bilin ki, günahların bu Kişi aracılığıyla (ölmüş ver dirilmiş İsa Mesih) bağışlanacağı size duyurulmuş bulunuyor (bu gelecek zamanda verilecek bir vaat değildir, fakat şu anda ilan ediliyor). Şöyle ki, iman eden herkes, Musa’nın Yasası’yla aklanamadığınız her suçtan O’nun aracılığıyla aklanır” (Elç.13:38,39). Musa’nın yasasına dayanıyorsak, oradaki emirleri, görevlerimizi yerine getiriyorsak, gerektiği gibi Mesih’e değer vermek ve Tanrı’yı sevmek istiyorsak, şüphe ve karanlık belirlisizlik içinde yaşadığımızı, hiçbir güvencelik zeminine sahip olmadığımızı anlamamız gerekir. Bu meselede yapmamız gereken en küçük şey olsaydı, güvencelikte olamamızı düşünmemiz büyük bir küstahlık olurdu.

 

Öte yandan, yaşayan, yalan söylemesi imkansız olan Tanrı’nın sesini duyduğumuzda, bizim kulaklarımıza bu iyi haberi bildirildiğinde, çarmıhta ölen, mezarda gömülen, ölülerden dirilen, yücelikte bulunan, Kendi sevgili Oğlu aracılığıyla, ve sadece O’nun aracılığıyla, bizden olan birşeylen değil, bir kez ve sonsuza dek Kendisini sunu olarak vermesiyle bir tam ve ebedi günahların bağışlanmasını bildirildiğinde, şimdiki bir gerçek olarak ve her iman eden kişinin zevki olan mesaj sunulduğunda, nasıl olur da bir insan

şüphe ve belirsizlik için de yaşamaya devam eder? Mesih’in işi bitti mi? O bittiğini söyledi. Peki O ne yaptı? Günahlarımızı ortadan kaldırdı. Şimdi, günahlarımız ortadan kaldırıldı mi, yoksa günahlarımız hâlâ bizim üzerimizde mi? Değerli okuyucu, hangisi doğru olduğunu söyleyiniz. Günahlarınız nerede? Kalın bir bulutun yok olduğu gibi ortadan kaldırıldı mi? Yoksa suçlarınız dahalan ağır bir yük, vicdanınızı yargılayan bir güç müdür? Eğer günahlarınız Mesih’in bağışlatıcı ölümü aracılığıyla ortadan kaldırılmadıysa, hiçbir zaman ortadan kaldırılmayacaklar. O, onları çarmıhta taşımadıysa, siz sonsuzluklar boyunca yanan, hiç sönemeyen ve eziyet veren cehennem ateşinde taşımanız gerekecek. Evet, bundan emin olun. Bu en ağır ve en önemli sorunun başka bir şekilde çözülmesi mümkün değildir. Mesih bu meseleyi çarmıhta çözmediyse, siz bu meseleyi cehennemde çözmeniz gerekecektir. Tanrı’nın sözü doğruysa, bu böyle olmalıdır. Ama Tanrı’ya yücelik olsun, O’nun Kendi sözü bize Mesih’in günahlarımızın nedeniyle, bizleri Tanrı’ya ulaştırmak amacıyla, doğru kişi olarak, doğru olmayanlar için öldüğünü garantiliyor. Sadece öldüğümüzde cennette gitmeyeceğiz, daha fazlası, bizi Tanrı’ya ulaştırıyor. Peki bizi nasıl Tanrı’ya ulaştırıyor?

Günahlarımızın zincirleriyle bağlı olarak mi? Ruhlarımız üzerinde dayanılmaz bir suç yüküyle mi? Hayır, şüphesiz. Bizi bir leke, kirlilik veya bize karşı herhangi bir suçlama olmadan O’na ulaştırıyor. O bizi Tanrı’ya O’nun Kendi beğenişi ile Tanrı’ya ulaştırıyor. O’nda herhangi bir günah olabilir mi?

Kesinlikle hayır. Kutlu olsun ismi, sadece bizim yerimizde durduğunda günahlarla yüklendi. Ama hepsi tamamen yok oldu ve suçlarımızı ortadan kaldırdı, sonsuza dek ortadan kaldırdı, bütün günahlarımız denizin dibine atılıp Tanrı tarafından unutuldu (Mika7:19). O bizim günahlarımızın için sorumlu tutuldu ve Tanrı hepsini O’nun üzerine yükleyip, O’nu bizim yerimize yargıladı. Günahlarımızın sorunun Tanrı’nın değerlendirmesine göre sonsuza dek ve tamamen Tanrı ve Mesih arasında Golgota’nın karanlık gölgesi altında çözüldü. Bunu Tanrı’nın bizzat Kendisi bize açıklıyor. Evet, her şey bir kez ve sonsuza dek hal oldu. Bunu nasıl bilebiliriz? Tek ve gerçek Olan Tanrı'nın yetkisiyle. O’nun sözü, lütfunun zenginliği sayesinde, Mesih’in kanı aracılığıyla, Mesih’te kurtuluşa ve suçlarımızın bağışlanmasına kavuştuğumuzu, garantiliyor. O bize tatlı, dolu ve derin merhametiyle günahlarımızı hatırlamayacığını bildiriyor. Bu bizim için yeterli değil mi? Hala günahın zincirleriyle bağlı olduğumuzu haykırmamız mi lazım? Ve böylece Mesih’in mükemmel işine leke sürmemiz uygun mu? Böylece lütfun Tanrısal parlaklığını karartmamız ve Kutsal Ruh’un gerçeğin bildirisindeki verdiği tanıklığını yalanlamamız uygun mu? Böyle bir düşünce bizden tamamen uzak olsun! Bu böyle olmamalı. Bunun yerine biz şükranla, Tanrı’nın sevgisi ve Mesih’in değerli kanı aracılığıyla bize koşulsuz olarak verilen mübarek nimetleri kabul etmemiz lazım. Tanrı’nın yüreği günahlarımızı affetmekle sevinç duyuyor. Evet, Tanrı kötülüğü ve günahı bağışlamaktan hoşlanır.

O’nun affeden ve bağışlayan sevgisinin ve merhametinin kıymetli merhemini kırılmış ve pişman yüreğin içine dökmek O'nu sevindirir ve yüceltir. Öz Oğlu’nu bile esirgemeyip O’nu hepimiz için ölüme teslim etti, O bizim yerimize lanetlenmiş olarak ağaçta asılırken, Tanrı O’nu yaraladı, böylece mükemmel doğrulukla lütfunun zenginliğini, sevgiyle dolu olan yüreğinden, zavallı, ezilmiş, suçlu, vicdanı yaralınmış günahkarın üzerine akıttırıyor. Ama okuyucu hâlâ günahlarının tümü affedildiğinin güvencesini istiyorsa. Mesih’in günahları bağışlatan işi onun için de geçerli olduğunu bilmek istiyorsa, İsa’nın ölülerden dirildikten sonraki lütfunun habercilerine söylediği sözleri bir okusun: “Onlara dedi ki, “Şöyle yazılmıştır: Mesih acı çekecek ve üçüncü gün ölümden dirilecek; günahların bağışlanması için tövbe çağrısı da Yeruşalim’den başlayarak bütün uluslara O’nun adıyla duyurulacak” (Luk.24:46,47). Bu ayette İsa Mesih öğrencilerini nasıl yolladığını okuyabiliriz. Mesih acı çekti ve O’nun acı çekmesi günahların bağışlanmasının değerli temelidir. Kan dökülmeden bağışlama olmaz (İbr.9:22). Ama kanın dökülmesiyle, ve yalnızca bu şekilde tüm günahların bağışlanması sağlandı. Bu bağışlanma Mesih’in değerli kanının etkisine göre tamdır ve eksiksizdir.

 

”Şöyle yazılmıştır” Mübarek, tartışılmaz otorite! Hiçbir şey onu sarsamaz. Ben Tanrı’nın Sözü’nün sağlam yetkisine dayanarak, tüm günahlarımın bağışlandığını, ortadan kaldırılıldığını, tamamen yok olduğunu, Tanrı’nın huzurunda bulunmadığını ve böylece bu günahlar hiçbir şekilde bana karşı birşey yapamayacağını biliyorum. Ve sonunda, kim için geçerli olduğunu düşünürsek. Tüm uluslara içindir. Bu beni içerir, kuşkusuz. Hiçbir ayrım, şart veya nitelik yoktur. Bu mübarek Müjde tüm uluslara, tüm dünyaya yayılması gerekiyordu. Bu sizi de içerir. Ben bu tüm dünyaya yayılan iyi haberden kendimi nasıl dışlayabilirim? Ben bir an için bile olsa Tanrı'nın güneş ışınları benim için geçerli olup olmadığını sorguluyor muyum? Tabiki değil. Peki günahlarımın bağışlanması konusunda neden kuşkulanayım? Hayır, bir an için bile kuşkulanmam. Tanrı benimle öyle bir özel şekilde ilgileniyor ki sanki ben tüm dünyada tek bir günahkarmış gibiyim. Zaten bu mesajın geneliği benim için geçerli olmaması kuşkusunu tamamen ortadan kaldırıyor. Ve daha fazla teşvik gerekiyorsa, bunu elçilerin Yeruşalim‘de başlamalarında bululabiliriz. Çünkü orası tüm dünyada en suçlu olan yerdir. Tanrı’nın Oğlu’nu öldüren katillere ilk olarak bağışlanma sunuldu. Bunu elçi Petrus şu sözlerle yapıyor: “Tanrı, sizleri kötü yollarınızdan döndürüp kutsamak için Kulu’nu ortaya çıkarıp önce size gönderdi” (Elç.3:26). Bundan daha zengin, daha dolu veya muhteşem birşey almak mümkün değildir. Tanrı Oğlu’nun katillerine ulaşabilecek lütuf, herkese ulaşabilir. O kadar büyük bir günahı temizleyen kan cehennem dışındaki en kötü günahkarı arındırabilir. Endişeli okuyucu, hala mi günahlarınızın bağışlanmasında tereddüt ediyorsunuz? Mesih günahlarımız için acı çekti. Tanrı günahların bağışlanmasını herkese sunuyor.

Bunu Kendi sözünü kullanarak yapıyor: “Peygamberlerin hepsi O’nunla ilgili tanıklıkta bulunuyorlar. Şöyle ki, O’na inanan herkesin günahları O’nun adıyla bağışlanır” (Elç.10:43). Böyle bir vaatten daha fazla ne isteyebilirsiniz? Nasıl dahalan tereddüt ediyorsunuz veya neden erteliyorsunuz? Neyi bekliyorsunuz? Mesih kurtuluş işini tamamladı ve Tanrı’nın güvenilir sözleri bunu garantiliyor. Elbette bunlar yüreğinizi rahatlaştırması ve vicdanınızı sakinleştirmesi lazım. Öyleyse bütün günahlarınızın tam ve sonsuz bağışlanmasını kabul ediniz. Yüreğinizde bu sevimli haber aracılığıyla Tanrısal sevgiyi ve merhameti kabul edin ve sevinçle yolunuza devam edin.

Göklerde bulunan görkemli tahtından seslen Kurtarıcının sesini dinleyin. O günahlarınızın hepsi bağışlandığını garantiliyor. Tanrı’nın Kendi ağzından gelen rahatlık veren şu sözleri sıkıntılı olan yüreğinizin üzerine azat etme gücüyle dökülsün: “Onların günahlarını ve suçlarını artık

anmayacağım” (İbr.10:17). Tanrı benimle bu şekilde konuştuğunda. O bana benim günahlarımı artık anmayacağı garantiliyorsa, benim tamamen tatmin olmam gerekmez mi? Tanrı konuştuğunda, ben neden şüpheleneyim?

Tanrı’nın sonsuza dek kalıcı ve yaşayan Söz’ü dışında bu güvenceyi verecek başka ne olabilir ki? Kesin olan tek temel budur. Dünyada veya cehennemde hiçbir insani veya şeytani güç bu temeli sarsamaz. Mesih’in bitirdiği iş ve Tanrı’nın güvenilir olan sözü günahların tamamen bağışlanmasının temeli ve yetkisidir. Ama bütün lütfun kaynağı olan Tanrı’ya sonsuza dek yücelik olsun. O bizi sadece, bize Mesih’in akıtılan kanı aracılığıyla sunulan günahlarımızın bağışlanmasını sağlamadı, daha fazlasını yaptı. Zaten bu bile çok büyük bir berekettir. Ve gördüğümüz gibi bize bu bereketti, Tanrı’nın büyüklüğüne göre ve O’nun Mesih’in işine verdiği değere ve o işte gördüğü tüm tesire göre verdi. Fakat, günahlarımızın tam ve mükemmel bir şekilde kaldırılmasından yanı sıra, bize günahın şimdiki zamandaki gücünden kurtulmamız da sağlanmaktadır. Bu her kutsallığı seven kişi için çok önemli bir noktadır. Lütuf çağına göre, günahları tamamen ortadan kaldırılmasını sağlayan aynı iş, günahın gücünü sonsuza dek kırmıştır. Biz sadece hayatımızdaki işlediğimiz günahlardan kurtulmuyoruz, ek olarak günahın doğası yargılanıyor. İnanan, kendini günaha karşı ölü sayma ayrıcalığına sahiptir. Sevinçli bir yürekle ilahi söyleyebilir. Bu bir Hıristiyan için doğru yaşam tarzıdır, onun nefes almasıdır. “Mesih’le birlikte çarmıha gerildim. Artık ben yaşamıyorum, Mesih bende yaşıyor” (Gal2:20). Bu gerçek Hıristiyanlıktır. Eski benliğin çarmıha gerilmesi ve Mesih’in bende yaşaması. Bir Hıristiyan yeni bir yaratıktır, eski şeyler geçmiş, her şey yeni olmuştur (2Kor.5:17). Mesih’in ölümü eski benliğe ayıt tüm geçmişi sonsuza dek kapatmıştır. Ve böylece, günah inanan bir kişi de bulunmasına rağmen onun gücü kırılmıştır ve onun korkunç egemenliği sonsuza dek devrilmiştir. Bu Romalılar 6’dan 8’e kadar çok değerli öğretisidir. Dikkatlı bir şekilde Tanrı’nın sözünü araştıran kişi, bu çok değerli Romalılar Mektubunda, bölüm 3:21’ten bölüm 5:11’e kadar Mesih’in işi günahlar

sorununa uygulandığını anlayabilir. Ve bölüm 5:12’den itibaren Romalılar 8’e kadar Mesih’in işinin başka bir yönünü görebiliriz, günah sorununa, eski yaradılışta veya günahlı varlığımız veya günahlı insan benliğinde uygulandığını görebiliriz. Kutsal kitapta günahın affedilmesi gibi bir şey yoktur. Tanrı günahı yargıladı, affetmedi - bu çok önemli bir farktır. Tanrı, Mesih’in çarmıhında günaha karşı beslediği sonsuz iğrenmesini gösterdi. O günahın üzerine hükmünü gerçekleştirmiştir. Ve şimdi inanan, kendisini çarmıhta ölen ve dirilen Kişiyle bağlantılı ve birleşmiş olarak görebilir. Günahın hakimiyetinden, lütufun doğruluk aracılığıyla egemenlik sürdürdüğü yeni ve bereketli alana aktarılmış bulunuyor. Elçi Pavlus şöyle devam ediyor: “Ama şükürler olsun Tanrı’ya! Eskiden (yani şimdi değil) günahın köleleri olan sizler, adandığınız öğretinin özüne yürekten bağlandınız. Günahtan özgür kılınarak (günahlar sadece bağışlanmış değil) doğruluğun köleleri oldunuz. Doğanızın güçsüzlüğü yüzünden insan ölçülerine göre konuşuyorum. Bedeninizin üyelerini ahlaksızlığa ve kötülük yapmak üzere kötülüğe nasıl köle olarak sundunuzsa, şimdi de bu üyelerinizi kutsal olmak üzere doğruluğa köle olarak sunun. Sizler günahın kölesiyken doğruluktan özgürdünüz. Şimdi utandığınız şeylerden o dönemde ne kazancınız oldu? Onların sonucu ölümdür. Ama şimdi günahtan özgür kılınıp Tanrı’nın kulları olduğunuza göre, kazancınız kutsallaşma ve bunun sonucu olan sonsuz yaşamdır” (Rom.6:17-22). İşte kutsal yaşamım değerli sırrını burada görebiliriz. Biz günah karşısında ölüyüz, Tanrı karşısında diriyiz. Günahın egemenliği bitti. Günahın ölmüş biriyle ne alakası var? Hiçbir şey. Öyleyse, inanan Mesih'le birlikte öldü, Mesih’le gömüldü ve yeni bir yaşam sürdürmek için Mesih’le birlikte diriltildi. O lütfun değerli egemenliği altında yaşar ve meyvesi kutsallıktır. Tanrısal lütfun doluluğu bahane olarak kullanıp günah içinde yaşayan kişi Hıristiyanlığın temelini inkar etmiş olur. Günaha karşı ölen bizler nasıl günah içinde yaşayabiliriz? Bu imkansız! Bunu yapmak Hıristiyan pozisyonunu tamamen inkar etmiş olur. Bir Hıristiyanın günden güne, haftadan haftaya, aydan aya, seneden seneye günah işleyipte tövbe etmesini düşünmek Hıristiyanlığı küçük düşürmektir ve tüm Hıristiyan pozisyonunu tahrif etmektir. Bir Hıristiyanın bedende bulunması dolayından günah işlemeye devam etmesi gerektiğini söylemek Mesih’in ölümününün en önemli yönlerinden birini inkar etmektir ve Pavlus’un Romalılar 6’dan 8’e kadar verilen öğretiyi yalanlamaktır. Tanrı’ya şükürler olsun, çünkü inananın günah işlemesine hiç bir gerek yoktur. “Yavrularım, bunları size günah işlemeyesiniz diye yazıyorum” (1.Yuh.2:1).

Biz kendimizi tek bir kötü düşünce olsa bile doğrulamamız gerekir. Tanrı’nın ışıkta olduğu gibi, bizim de ışıkta yürüme ayrıcalığına sahibiz. Biz ışığa göre yürüdüğümüzde tabiki günah işlemeyiz, ama sırtımızı ışığa çevirdiğimiz an günah işleriz. Bir Hıristiyanın Tanrısal, normal, gerçek durumu ışığa göre yürümesidir ve günah işlememisidir. Yanlış bir düşünce bile bir gerçek Hıristiyan için yabancıdır. İçimizde günah vardır ve bedende bulunduğumuz

sürece bu bizde buluncaktır. Ama Kutsal Ruh’un yönetiminde yaşadığımızda doğamızda bulunan günah kendini göstermeyecektir. Günah işlememiz gerekmediğini söylememiz bir Hıristiyanın ayrıcalığıdır, günah işleyemezimi söylemek yanlıştır ve kendi kendinizi aldatmaktır.

« Previous chapterNext chapter »